Uyan(amay)ış

Bir.Garip.Yolcu tarafından

Selam.

Saat 15:05 ve ben yeni uyandım bugüne. Aslında hala uyanamadım sayılır. Bu satırları dahi uzanmış bir vaziyette yazdığıma göre. Uyanmadım veya uyanmak istemiyorum. Öyle yeni uyandım dediysem deliksiz bir uyku çektiğimi algılama sevgili okur. Sabah uyanıp iki kişilik kahvaltı yaptım. Kahvemi içtim. Yeni yazarlar takip ettim. Yazılarını okudum. Begendim. Gecenlerde bir blog yazarının bir yazısında şarkı sözlerini okuduğum   sarkıyı indirip defalarca dinledim.(Yazar ferhatkonas. Sarkı:Redd-Bir Yol Bulursun.Tavsiye ederim)  Neyse devam edeyim anlatmaya. Ögleden önce dersim olmadığı icin dün geceden planladığım “kütüphaneye gidip çalışma fikrinden” vazgeçiverdim. Çünkü bugun hasta ve depresif hissediyordum. Evden dışarı çıkmak çok zor geldi. Hem zaten öğleden sonraki derse gidecektim her halukârda. Ders çıkışı kütüphaneye gider gecelere kadar çalışırdım. Ne de olsa her gün kütüphaneye gitmekten de sıkılmıştım. Kendimi ışık hızıyla ikna ettikten sonra iki kişilik kahvaltımı hazırlamaya başladım. Bu arada neden iki kişilik diye içinden geçirmişsindir mutlaka. Hatta bir anlığına kibarlığını bir köşeye bırakarak “Hayvan mısın kızım iki kişilik yemek de neymiş! Al beni de ye! Haydut!”demiş de olabilirsin. Yoksa bilirim sevgili okur, sen esasında çok kibar birisindir. Okula geç gidecegim icin ogle yemegi yemeyecek ve aksam yemegini bekleyecektim. Ders çıkışı kütüphanede çalışacak ve 1-2 saat sonra aksam yemeğini yiyebilecektim. Çünkü okulda yemekler belli saat aralarında çıkıyor. Acıkıp karnım guruldamasın diye kahvaltı ve öğlen yemeğini birleştirip tek seferde yedim. O yüzden iki kişilik menu hazırladım. Neyse sonra biraz uyuyuvereyim dedim öğlenki derse kadar. Okula hazırlanma vakti geldi çattı. Lakin ben hala çok uykusuz hissediyordum. Hemen arkadaslara mesaj atıp bugün hangi derslerin ve hangi hocaların olduğunu sordum. Eğer her ders yoklama alan bir hoca ise devamsızlık hakkım hemen biterdi. O yüzden uyanmak zorunda kalacaktım. Lakin her ders yoklama alan hocanın dersi olmadığını öğrenince kendimi uykunun kollarına teslim ettim. Aralarda yine uyandım. Kendime kızıp,hala uykumun gelmesinden derin bir öfke duydum. Yine de uyanmak istemiyordum. “Şimdi kütüphane de ne kalabalıktır. Off… ” diyerekten uyumaya devam ettim. Sevgili okur, gerçekler acıdır lakin gerçeklerden kaçmak daha acıdır. Çünkü ikincisi seni korkak yapar. Zamanla özgüvenini yer bitirir. Senden geriye korkulu hülyalar kalır ve sen yaşamın kıyısında can çekişirken birinin elinden tutmasını ve hayata döndürmesini beklersin. Ama insanoglunun merhameti ve yardımı bir yere kadar. Bu hayatta yaşam mücadelesi için daha güçlü bir varlığa ihtiyaç duyarız. Neyse derin mevzulara girmeye başladım. Ne diyordum. Ha işte 15:05 te biyolojik olarak uyandım. Vücudum uykuya doymuş ama ruhumdaki açlık devam ediyor. Ruhun besini uyku degil ki öyle hemen doyuversin. Öyle müzikle,sanatla, kitapla da bir yere kadar doyar ruh. Ruhun asıl açlığı inançla son bulur. Temel yapitasi inançtir. Ardından müzik,sanat vs diger değerlerimizle zirveye ulaşırız. Neyseki böyle değerlerle ruhu doyurunca hazımsızlık çekmiyor. Ruhun hazımsızlığı inkar ile oluyor bence sevgili okur. Gerçeği inkar. Ruhu inkar. İnancı inkar… 

Neyse. Hemen harekete geçmeme yardımcı olacak bir arkadaşa mesaj atayım. Evde, sıkılmakta olduğumu, dışarı çıkmak istemeyi istediğimi ancak cesaret edemedigimi falan söyleyeyim de o da bana” Hava cok güzel. Mutlaka çıkmalı ve yaşamalısın.” desin. 

Sevgili okur,

Umarım hava güzeldir.

Ve umarım sen de böyle yaşamın kıyısında çırpınan arkadaşın varsa ona elini uzatırsın.

06.10.16    15:37